İhtimal
Bu gün evden çıkmadım. Seni biraz özledim. Sonra hemen bundan vazgeçtim. Rol yapmayı bırakıp saatlerce tavanı izledim. Notlarıma girdim ve 29 Eylül’de yaşadıklarımı hissettim. Ama hatırlayamadım. Milyonlarca surat birbirine karıştı. Herkesin ruhunun koktuğunu farkettim. Ancak bunu düzeltemedim. Onun yerine her şeyi olduğu gibi kabul ettim. Olduğum kişiye döndüm. Olmak istediğim kişi eksikti. Bende eksiktim. Dolduramadım. Dolduramadığım için içemedim de. Sonra bir duvara çarptım. Kendi ördüklerimden birine. Ama hiç bir şey hissedemedim. Aradığım yüksekliği bulmuştum. Kendimi kaybettiğim yeri bulmuştum. Özel hissettiğim yeri bulmuştum. Ama hala kayıptım. Hala eksiktim. Hala kırıktım. Denedim ve vazgeçtim. Sonra tekrar tekrar ve tekrar denedim. Bazen dinlendim. Sonra tekrar denedim. Yutkunamayacak hale gelene kadar bekledim. Her yarını bıkmadan usanmadan bekledim. Ve hırkamın cebinde sıkı sıkı tuttuğum umudun bir gün ansızın beni terk edişini izledim. O zaman sustum ve bir daha konuşamadım. Sonra ‘ama’ ları aslında çok sevmediğimi fark ettim. Çünkü her ama bir ihtimal dahaydı. Bense oldukça karışık hayatıma bir ihtimal daha ekleyemezdim. O kadar yalnız hissettim ki. O kadar yalnız hissettirdiler ki. Sonunda alıştım her şeye alıştım. Ağlamayı da bıraktım. Bir daha ağlayamadım. Tek tek kaybettim, yavaş yavaş kaybettim. Sakince izledim. Sessizce bekledim. Ve bir anda sen çıktın karşıma. Senden kaçtım. Ama sen uzak durmadın. Acım sana sıçradı. Ama sende alışmıştın. Sende susmuş sende beklemiştin. Korktum, beni anlayacağından korktum. Bu yüzden sana hiç bir şey anlatamadım. Ama her seferinde denedim. Çok fazla alışmıştım. Alışkanlıklarımı bıraktırdın. Beni olmadığım birine dönüştürdün. Ve tüm bunları alsa fark etmedin. Güzel rol yapardın. Bende öyle. Ama asla tamamen anlamak istemedik birbirimizi. Yada tamamen anlaşılmak istemedik. Sonra ben bir gün gitmeye karar verdim. Ama bu seni terk etmek sayılmazdı çünkü seni sadece görmüyordum sadece duymuyordum seni içimde bir yerlerde hissediyordum. Sen sandığımdan da derinlerdeydin. Seni oradan çıkarıp atmak zor olacaktı. Seni sökmek kendimden bir parça feda etmekti. Sen benim kanserli hücrelerimdendin. Kendimi korumak için senden gitmeliydim. Kazanmak için kaybetmek gerekir. Bazılarının yaşaması için bazıları ölür. Bendeki parçanı öldürmeliydim. Ve bunun için kendimden bir parçayı feda etmeliydim. Kabimi seçtim eğer onu söküp atabilirsem o zaman sende giderdin. Ve ben artık eskisi kadar acı çekmezdim. Ama (bir ihtimal daha var) dı, birbirimizi yeterince anlayabilirdik. Tekrar konuşmayı öğrenebilir tekrar denemeyi öğrenebilir çok zorlarsak mutluluktan bir damla daha akıtabilirdik. Yada şu sürekli kaybettiğimiz umutları arayabilirdik. Kim bilir belki birkaçını bulurduk. Sonra sen bana uzun uzun bakmayı öğretirdin. Bende sana…Acaba sana ne öğretebilirdim.?! Ben daha önce hiç (biz) diye düşünmedim. Bu yüzden şimdi de düşünmemem gerekir. Yeterince uzaklaşmışken geri dönemem.
Yorumlar
Yorum Gönder