Sanmak ne büyük hata
Başlangıçta seni cesur zeki ve eğlenceli sanırdım; yeni şeyleri keyifle yapabileceğim, saçmalıklarımıza gülüp, korkularımızı koşabileceğim biri sanırdım. Yağmurlu bir günde veyahut güneşin kalplerimiz erittiği sıcak bir temmuzda tüm dertleri unutup hayallerimi konuşabileceğim; belki sevdiğim rengi, uğurlu sayımı gözlerine bakarak bulabileceğim ve tüm bunlardan asla pişman olmayacağım biri sanmıştım. Bunları sadece birkaç bakışından iki kelimenden biraz da gülümsemenden çıkartmıştım. Yanılmışım. Zaten bu kadar kısa sürede ve az veriyle doğru tahminler imkansızdır. Denemeden başarısız olduğuma hiç bu kadar sevinmemiştim. Ama bazen gördüğümüz bedenlere sığmayacak düşünceler yüklemez miyiz? Bende öyle yaptım. O anlamlar yüklediğim tüm benliğin boş bir balon olup patladı elimde. Az hasarla kurtulduğuma sevinmek üzereyken, hiçbir düşüncemin gerçekleşmeme ihtimali soğuk bir rüzgar gibi kemiklerime işledi. Çaresizliği iliklerimde hissettim. Hiçbir şey tamamlanamayacaktı bende, hep bir yerlerdeki eksikliklere yara bandı olacaktım. En ufak sızıntılardan sorumlu hissedip. En derin sularda çığlığı basacak hatta belki boğulacaktım. Hayat işte kitap değil ki bu istediğin gibi yazıp çözemiyorsun. Böyle düşünülsün böyle hissettirsin, biraz üzülsün ama sonra mutlu olsun diyemiyorsun. Hoş desen de olmuyor zaten. Hiçbir şey eksiksiz değildir diyip kendimi inandırdım ve kendi eksikliğimi seninkilerle kapatırım sandım. Bir kez daha yanıldım. Sanmak ne iğrenç şey ne büyük hata.
Yorumlar
Yorum Gönder